Pages

28 Nisan 2013 Pazar

Bahar Gelmiş Hoş Gelmiş!

2 yorum

         Baharın gelmesiyle en çok sevdiklerimizden birini gerçekleştirdik dün: Çamlıca'da piknik! Çok büyük çapta bir şey değildi. Sadece ben, annem, teyzem, kuzenim ve kardeşlerimin olduğu ufak bir şey planlamıştık ama sonradan Kübra-Büşra ve anneleriyle karşılaştık. Çok acayip bir tevafuk oldu. Kübra'yla da bir önceki gün buluşmuştuk, o yüzden güzel oldu bu karşılaşma.. :)

         Çamlıca'ya giderken kardeşimin bisikletini götürdük. Evimiz Çamlıca'ya yakın o yüzden yürüyerek gidelim dedik. Ben, Feyza ve Berra(1 buçuk yaşında) önden yürüyerek gittik.. Feyza bisikletini sürdü Berra'da arkasından tuta tuta onu takip etti. Ben de yolda gülerek onların fotoğraflarını çektim. Çok komiklerdi cidden, film karesi gibi.. :D








Şimdi de piknikten karelerr. İlk fotoğrafı Kübra çekti diğerlerini ben..










            Pembeyle mavinin uyumu en güzel böyle belli oluyor. Keşke bu çiçekler her zaman böyle kalsa.


Bu yazıyı da günün en sevdiğim fotoğrafıyla bitireyim. Bisikleti tepeye kadar taşıdık ama değdi :D


              Mutlu baharlarımız olsun!

8 Nisan 2013 Pazartesi

Keşfedilmemiş Kütüphane: İstanbul Kitaplığı

9 yorum
          Merhaba!
   
       2-3 hafta geç kaldığım bir yazı bu. Teknik aksaklıklardan dolayı geç kaldım.
   
       Sebepleri sonuçları bırakalım da direk konuya girelim. Bu hafta -başlıktan da anlaşılacağı gibi- İstanbul Kitaplığı'nı geziyoruz.
   
        İnternette gezinirken gavur illerdeki kütüphaneleri görüp görüp mest oluyordum. Adamlar öyle kütüphaneler yapmışlar ki gerçek olduğuna inanasın gelmiyor. Bir de bizim edebiyat fakültesinin kütüphanesini görün. İngiliz bir köpeği bağlasan durmaz orada. :p Neyse, biraz daha uzatırsam ''gavur yapıyo arkadaş'' muhabbetine bağlamaktan korkuyorum. ehehe

        Ama bu acımı az da olsa dindirecek bir kütüphane buldum: İstanbul Kitaplığı.. İstanbulla ilgili bir çok kitap bulabileceğiniz bir kütüphane burası. Ve içerisi bizim kıytırık kütüphanelere hiç benzemiyor. Biraz sonra -eminim ki- fotoğrafları görünce bana hak vereceksiniz.
 
       Kitaplığın kurucusu Çelik Gülersoy. Bu kitaplık için 20 yıl süren çalışmalar yapmış ve tüm mal varlığını buraya bağışlamış. İnternetten okuduğum yazılara göre tam bir ''İstanbul aşığı''ymış. Ve bugünkü gezilecek bir çok köşk, bahçe, parkın restorasyonunun yapılmasını sağlamış.

     Kitaplığın girişi...


            Kitaplık Gülhane parkının girişinin hemen yanındaki sokak olan Soğukçeşme sokağında. Çok meşhur bir sokak burası. Eski cumhurbaşkanlarından Fahri Korutürk bu sokakta doğmuş ve büyümüş. Büyük nimet gerçekten. Gülhane'yle, Ayasofya'yla ve Topkapı Sarayı'yla aranızda sadece bir sokak olduğunu düşünsenize.. 








             Kitaplığın çok cana yakın bir kütüphane görevlisi vardı bir de. 1979 yılından beri burada çalışıyormuş. Onun da fotoğrafını çekmek istedim ve çekmek için izin istediğimde çok sevindi. Gözlüklerini çıkarıp saçlarını düzeltti. Poz vermeye başladı. 


         ''Bir de çalışıyormuş gibi yapayım öyle çek'' dedi. :D Gazete roportajı için geldik sandı herhalde :p




            Buradaki duvarda da İstanbul'a gelip bununla ilgili yazı, kitap v.s yazan yazarların fotoğrafları, resimleri var..






             Dediğim kadar var mıymış? :) 
             

15 Şubat 2013 Cuma

Sevgili Günlük- Ordan Burdan..

8 yorum
           Merhaba.. Bu yazıda -bak post demedim!:p- yeni bitirdiğim kalemliği size göstericem. Önce fotoğrafını koyayım sonra hikayesini özetlerim..






                Bu kalemliği Fatma diye bi arkadaşıma yapmıştım. Kolay olur diye düşünmüştüm ama baya zorlandım. Aslında başına oturup kalkmasam 2 günde bitiririm ama bitirmem 1 ayımı aldı. Ama uğraştığıma değdi. Ben çok beğendim. Maşallah supanallah :P Gösterdiğim bi kaç insan bunları sat dedi ama bilmiyorum uğraşabilir miyim.

                Yazı bu kadar çabuk bitmesin diye oradn burdan bi kaç fotoğraf daha koyuyorum..

   
                   Bu yüzükcükleri de SümeyyeYaman hediye etmişti. Biz aslında onunla instagramdan tanışmıştık. Kuzenimin lise arkadaşı. Böylece buluşup kaynaşmamız daha kolay oldu:) Seni çok sevdim Sümeyye. Bunu da buradan itiraf edeyim :p

 



Bu fotoğraflarda Kinfolk dergisinden. Tarzları benim çok hoşuma gidiyo. Bi gün ciddi anlamda fotoğraf çekersem bu tarz fotoğraflar çekmek isterim heralde. Ama dergi Türkiye'de satılmıyo. Zaten Türkiye'de ne halt var bilmiyorum..






 
                 Bu fotoğraflarda İnstagramdan ingwervanille diye bir hatunun fotoğrafları. Fotoğraflara taşramsı bi hava veriyolar ya, o da çok hoşuma gidiyo. Heralde bi evim olsa böyle düzenlerdim.. Beni de instagramda elifmd diye aratabilirsiniz. Onunda bağımlısıyım :p

-son-

1 Şubat 2013 Cuma

Atatürk Arboretumu

8 yorum
           Merabaa.

        Bugün Sarıyer- Atatürk Arboretumu'ndayız sevgili insanlarr. Aslında başlığı ''Ebesinin Nikahı: Atatürk Arboretumu'' yapıcaktım ama dedim ayıp olur. Ama yapmış kadar oldum diimi bunu söylemekle.. :D Çok uzaktı çookk. Ama o kadar eziyete değdi. İstanbul içinde böyle bi yerin olması bizi çok mutlu etti. Pek fazla kimsenin bilmemesi daha da mutlu ettii!

          Bi de ''arboretum'' demeyi öğrenene kadar canım çıktı.. Ağaç ev demekmiş. Haftasonu ziyaret yasak. Sadece özel üyeliği olanlar gelebiliyor haftasonu. 300 tl miymiş neymiş.


              Otobüsten inip buraya doğru yürürken peşimize köpekler takıldı. Normalde köpekten korkmam ama bunlar çete olmuşlar. Gelen geçenden haraç kesiyolar:P Ceyda'nın çantasında da simit poğça (nası yazılıyodu bu?) falan vardı. Köpeklerde bunların kokusunu almışlar ki arkamızdan gelmeye başladılar. Bi tane simit attık bıraksınlar bizi diye ama simit için kavga edip daha da sinirlendiler. Ceyda'da simitlerin hepsini attı köpeklere. Aç kaldık yani :D Arboretum'da cafe falan yok, o yüzden yemeğinizi kendiniz götürüyorsunuz. Aslında yemek sokup piknik yapmak yasak ama simit, poğça, kurabiye gibi şeyler götürüp atıştırabiliyorsunuz..






      Bu alttaki banklı fotoğraf Facebook'ta yalnızlıklarından dem vurup ha bire özlü söz paylaşan fan page'in profil fotoğrafı gibi oldu.. :D 


            Burda da bi kız meselesine tanıklık ediyoruz.. :p
























              Bunlar benim en beğendiğim fotoğraflar oldu. Ama biz biraz ters zamanda gittik galiba. Ağaçlar yapraklarını dökmüştü. Sarı, kırmızı ağaçları göremedik. Bi dahakine nasip olur inşallahh. Son olarak, Taksim'den 42T'ye binip Orman Fakültesi durağında iniyorsunuz. Biraz geriye doğru yürüyüp sağ taraftaki uzunca yoldan yürüyorsunuz. Yolun sol tarafında kalıyo burası. Kolay bulursunuz. Bu arada burası İstanbul Üniversitesi Orman  Fakültesine bağlıymış. Bizim okul ilk defa bi şeyi adam gibi yapmış helal olsun. İlk defa gözüme girdiler. Bi dahaki gezelim görelimde görüşürüz. :P O zamana kadar kimseye simitlerinizi verip aç kalmayın.. :(